Baharatlar ve Tarihi

Yemeklerimizin vazgeçilmezidir baharatlar. Onlar olmadan yemeklerde tat tuz olmaz. Baharat lezzet demektir, sağlık demektir.

Baharat Nedir?

Çiçek, yaprak ve kabukların kurutularak hazırlanmasından elde edilen , her mevsim lezzet ve şifa dağıtan bitkilerdir. Bazen bir bitkinin çiçeği, bazende bir ağacın kabuğu ile şifa olan baharatlar çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından değişik amaçlarla kullanılmış ve tüm bu özelliklerinden dolayı baharat ticareti insan hayatında önemli bir yere sahip olmuştur.

Baharat üretiminin büyük bir kısmı uzak doğu ülkelerinde yapılmaktadır. Evimizde de rahatlıkla hazırlayabileceğimiz baharatlar, tıp alanında ve ilaç yapımı gibi alanlarda da sıklıkla kullanılmıştır. Eskiden insanlar sağlık problemlerini şifalı bitkiler aracılığı ile gidermeye çalışırlardı. Ancak gelişen dünyada insanlar baharatlar yerine sağlığı dışarda aramaktadır. Oysa baharatlar hem %100 doğal hemde kişiye hiçbir yan etkisi olmayan bitkilerdir. Halen anneannelerimiz, babaannelerimiz bir yerimiz ağrıdığı zaman bu baharat karışımlarından hazırlarlar. Bu tür işlemler her ne kadar küçük şehirlerde devam etsede büyük şehirlerde bilinen baharatların dışında baharatların faydalarını hatta isimlerini bile bilmiyoruz.

Baharatların Tarihi Geçmişi

Baharatın tarihi ve kullanımı İnsanlığın başlangıcına kadar uzanmaktadır.Baharat günümüzde ve sonrasında da kullanılmaya devam edecektir. Tarihte baharatı ilk kullanan ülke uzakdoğu olarak kabul edilir. Avrupa ülkelerine de Hindistan ve Seylan gibi ülkelerden getirilen baharatlar ilaç ve merhem yapımında kullanılırdı. O yıllarda bilinen ilk baharat az bulunduğu için çok pahalıya satılan Hint karabiberiydi ve birşeyin pahalı olduğunu belirtmek için ”hint karabiberi” gibi denilirdi.

Ortaçağ Avrupa’sında zencefilin kullanımı karabiber kadar yaygın ve onun kadar pahalıydı. İran ve Frigya’dan gelen safran, ilaç ve boya yapımında kullanılan keşmir, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu.

9. yüzyıldan itibaren baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa’ya geçmesi yasaklandı. Fakat baharatın güzel tadı ve çok miktarda tüketilen etin korunması için baharata duyulan ihtiyaç, zengin sınıfına dahil olan insanlara baharatı unutturamadı. Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler 16. ve 17. yüzyıllarda baharat ticareti konusunda büyük bir yarışa girdiler.

16. yüzyılın başında İbni Sina‘nın da bahsettiği gibi Hindistan cevizi ve Meksika vanilyası Avrupa’ya geldi ve Lizbon’da 1560 yılına kadar baharatın fiyatı sürekli olarak arttı.

19. yüzyılın başlarına kadar baharat, sürekli değeri yükselen bir ürün olmuştur. Baharat yetiştirilen bölgelerin çoğalması ve insanların yemek zevklerinin değişmesi nedeniyle 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari değerinde azalma olmuştur.

Afrika ülkelerinden Anadolu’ya kervanlarla baharat getiriliyordu.Kervanlarla güney illerimize gelen baharatlar, oradan İstanbul ve diğer illerimize gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzak doğu’da yetiştirilmeye başlanmasıyla birlikte buradan denizyoluyla İskenderun‘a getirilmeye başlandı.

Başka ülkelerden baharat getirilmesi zor ve masraflı olduğundan ülkemizde de baharat yetiştirilmeye başlandı. Fakat hava şartlarının Hindistan cevizi ve karabiber gibi baharatların yetiştirilmesi için elverişli olmamasından dolayı bu baharatlar dışardan getirilmeye devam etmektedir.

Günümüzde baharat en çok Hint’liler tarafından kullanılmaktadır. Avrupa ve Amerika’da özellikle Fransız ve İtalyan mutfaklarında baharat çok büyük bir öneme sahiptir ve bol miktarda kullanılmaktadır. Türkiye’de baharatı fazla kullanan ülkeler arasında yer alıyor.Türk yemeklerinin özelliği kullanılan baharatların çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Güneydoğu illerimizde acı biber kullanımı fazla olmakla birlikte artık her yemekte kekik, nane ve son yıllarda kullanımı artan kimyonda önemli bir yer almaktadır.

tarçın;  Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.

hint cevizi; Çekirdeği ve içi neredeyse aynı tattadır ama etli kısmı daha tatlıdır ve daha yoğun bir tadı bulunmaktadır. Çekirdeği, safran rengi nedeniyle hafif yemeklerde kullanılır. Peynir sosları için lezzetli bir ek olarak görülür özellikle taze rendelenmiş olarak. Küçük hindistan cevizi, sıcak elma suyu, sıcak şarap ve eggnog için kullanılan geleneksel bir tattır.

fesleğen; Bitkinin kullanılan kısımlari, tâze çiçekli dallari ve tohumlarıdır. Uçucu yağ taşımaktadır. Bu yağ içinde estragol, linalol, cineol ve pinen vardır. Türk yemeklerinde ve salatalarda baharat olarak yaygın bir şekilde kullanılan fesleğen, öteki Akdeniz ülkelerinin ve kökeninin dayandığı güney, güneydoğu Asya ülkelerinin (özellikle de Tayland) yemeklerinde de önemli yer tutar.

susam; Asya, Avrupa ve Türkiye’nin sıcak bölgelerinde tarımı yapılmaktadır. Kapsül meyvelerinin içinde çok sayıda tohum bulunur ve bunlar baharatolarak kullanılır. Simit, çörek üzerlerine konur. Susam, tahinin ana maddesidir.